Kimileri tecrit sürecinden dolayı biraz kilo almış, Macaristan Başbakanı Viktor Orban gibi… Kimileriyse tecrit sürecinden hiç etkilenmemiş gibi göründü, Hollanda Başbakanı Mark Rutte ve Belçika Başbakanı Sophie Wilmes gibi… Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un zirve boyunca ceketinin içine yelek giymesinin sebebi tecrit esnasında göbek yapmış olması mı yoksa yeni stili mi bilinmez ancak zirvenin yapıldığı günlerde Brüksel’de hava durumu pek bir ılımandı.

Zirvede gözlerden kaçan, ancak önemli olan detaylara dikkat çekmek isterim. Geleneksel olarak AB zirvelerinin sonunda, sonuç bildirgesinin yayınlandığı saatlerde ve ulusal basın toplantılarına geçmeden önce liderler birlik ve beraberlik mesajını vermek için bir aile fotoğrafı çektirirler. Ancak bu defa sosyal mesafe kurallarından mı bilinmez aile fotoğrafı çekilmedi. Yoksa mizahla karışık bir şekilde dile getirmek gerekirse, 4 gün boyunca yaşanan tartışmaların ardından AB içerisinde aile içi şiddetin başlangıcı mı yaşanıyor?

Bugüne kadar AB zirvelerinde topluluğun ilerlemesini engelleyen köstek ülke olarak İngiltere gösteriliyordu. Oysa bir çok ülke Londra’nın arkasına sığınarak gizlice İngiltere’nin pozisyonlarını destekliyordu. İngiltere’nin AB’den ayrılmasıyla birlikte artık AB’nin derinleşmesine karşı çıkan diğer ülkeler şahsen ön plana çıkmak mecburiyetinde kaldılar. Hollanda Başbakanı Mark Rutte’nin ön plana çıkanların başında bulunması da tesadüf değil. AB anayasasına yönelik olarak 2005 yılında düzenlenen referandumda Hollanda halkının neredeyse %62’si hayır oyu kullanmıştı.

Liderlerin fiziken basın mensuplarının gözlerinden uzak bir şekilde toplanmış olmaları da 4’üncü kuvveti zorladı. Bir taraftan 4 gün boyunca toplantıdan çok az bilgi sızdı ve gazetecilerin perde arkasına ulaşmaları için normalinden 4 kat fazla mesai harcamaları gerekti. Netice de pek verimli olmadı. Uzun süre Zirvenin taslak sonuç bildirgesi de sızmadı.

Gazetecileri zorlayan bir başka önemli konu da liderlerin maske takıyor olmaları oldu. Normalde AB zirvelerinde toplantı öncesi liderlerin ayak üstü sohbetleri kameralara yansır ve buradan da kah dudak okuyarak kah mikrofonun performansı sayesinde ilginç sohbetlere tanık olunurdu. Gazetecilerin fiziken binada bulunmamalarının bir başka olumsuz açısı da toplantı esnasında ayak süren liderlere karşı medya baskısının uygulanamıyor olması. Protokol haberleri arasında yer alan öndegelim listesi, yemek protokolü gibi detaylar da doğal olarak basına yansımadı. Sonuç olarak basın mensuplarının da şahsen katılmadıkları zirvelerin ne tadı oluyor, ne de anlamı. Demokratik meşruiyetine laf söylenemez ancak karar sürecinin saydamlığı konusu soru işaretlerine neden oluyor…

Turizmde karavan ve kamping

Yeni nesil koronavirüsün Avrupa’yı sarmasıyla birlikte AB ülkelerinde motorlu ve çekmeli karavanlar yeniden büyük rağbet görmeye başladı. Aslında Almanya, Hollanda, Belçika ve Fransa gibi ülkelerde gerek motorlu gerekse çekmeli karavanlara yönelik rağbet her zaman vardı. Avrupa’da halen 2 milyonu aşkın motorlu karavan, 3,3 milyon da karavan bulunuyor. Son iki yılda sadece Almanya’da motorlu karavan satışlarında %15’lik bir artış kaydedildi.

Kovid-19’dan dolayı Avrupa’da karavana yönelik talepler patlamış durumda. Doğayla kucaklaşmak, özgürce tatil geçirmek, çevreye asgari şekilde zarar vermek hatta çocukluk hayalini gerçekleştirmek isteyenler için aracın arkasına bağlanan karavan veya motorlu karavan Avrupa’da alternatif tatil olanağını oluşturuyor. Avrupa Karavan Federasyonu bu trendin artarak devam edeceğini düşünüyor. Karavan turizmi çok önemli bir endüstri. Otomotivden turizme, karavan kamplarının alt yapılarından turistik tesisler ile tarihi eserlerin tanıtımına tek bir taşla bir çok kuşun vurulmasını sağlayan çok amaçlı bir zevk ve yerel yönetimler için de önemli bir gelir kaynağı.

Medya desteği olmadan dünyayı kucaklamak

Yeni tip koronavirüsü (Kovid-19) bahane ederek basın mensuplarını uzak tutan AB liderlerinden bahsederken, basın mensuplarına hiç ihtiyaç duymayan ve aksine uzak durmaya çalışan yeni nesil sanatçılar da Avrupa’da dikkat çekmeye başlıyor. İsimleri PNL, Buba veya dünyaca tanınmış olan Aya Nakamura. Sosyal medyayı çok iyi kullanarak seyircileriyle kucaklaşan ve iletişim teknikleri sayesinde kendilerini basın kuruluşlarına ihtiyaç duymadan tanıtmasını bilen sanatçılar Avrupa’da ciddi bir yükseliş kaydediyorlar.

Paris Saint Germain’de oynayan ünlü futbolcu Neymar’ın Aya Nakamura’nın Djadja parçasıyla dans edip sosyal medyadan paylaşması, Madonna’nın dans ekibinin Djadja ile performans sergilemesi Nakamura’nın kariyerinin roket gibi yükselmesine neden oldu. Aya Nakamura gazetecilere demeç vermiyor, gazetecilerle görüşmüyor ve bütün açıklamalarını sosyal medya üzerinden gerçekleştiriyor. Bu sayede 102 ülkede milyonlara ulaşabiliyor.

PNL de kendisini aynı yöntemle fanlarına tanıtıyor. Hatta yeni albüm duyurularını da Fransa’da çok izlenen dizilerin senaryosunun içine dahil ettirme başarısını yakalıyor. Bu sayede seyircileri sanatçının bir sonraki albümünün duyurusunu da diziler sayesinde öğrenmiş oluyor. Yeni nesil sanatçılar kendi eserlerini sosyal medyayı kullanarak kendi stratejileriyle pazarlamanın ilginç bir yöntemini bulmuşlar. Trend olur mu bilinmez çünkü henüz çok erken ancak iletişim ve pazarlama stratejisi açısından son derece ilginç.

Please follow and like us:
error

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.